İş kazaları, maalesef çalışma hayatının en acı gerçeklerinden biridir. Bir iş kazası yaşandığında, mağdur işçinin veya yakınlarının maddi ve manevi zararlarını gidermek gerekir. Bu süreç, hukuki açıdan oldukça titiz bir çalışma ister. Bu yazımızda, önce davanın genel işleyişine bakacağız. Ardından Yargıtay’ın maluliyet oranına itiraz konusundaki kritik kararını inceleyeceğiz. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin ( 2025/19895 E., 2026/920 K. 05.02.2026 Tarihli Kararı)

İş kazası davalarında süreç nasıl işler? Maluliyet oranına itiraz edilmemesi usûli kazanılmış hak yaratır mı? konularını hukuki bir dille ancak herkesin anlayabileceği bir sadelikte inceleyeceğiz.

İş Kazası Tazminat Davalarında Dava Süreci Nasıl İşler?

İş kazası meydana geldiğinde hukuki süreçle ilgili bilinmesi gereken temel aşamalar şunlardır:

  1. SGK Tahkikatı ve İş Kazası Tespiti: Kaza mutlaka SGK’ya bildirilmelidir. Kurum müfettişleri (denetmenleri) olayı inceler ve bunun bir iş kazası olup olmadığını tespit eder.
  2. Kusur Oranlarının Belirlenmesi: Kazanın meydana gelmesinde işverenin, işçinin veya varsa alt işverenin (taşeronun) yüzde kaç kusurlu olduğu, İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetlerince belirlenir.
  3. Malûliyet (Sürekli İş Göremezlik) Oranının Tespiti: İşçinin kaza sonrası beden gücünde ne kadar kayıp yaşadığı tespit edilir. Bu oran önce SGK Sağlık Kurulları (Yüksek Sağlık Kurulu – YSK) tarafından belirlenir. İtiraz halinde dosya Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderilir.
  4. Aktüerya (Tazminat) Hesabı: Kusur oranları ve maluliyet oranı kesinleştikten sonra, işçinin yaşı, maaşı ve bakiye ömrü dikkate alınarak uzman aktüerya bilirkişisi tarafından ödenecek maddi tazminat hesaplanır.

🔹3. aşama olan “Malûliyet Oranının Tespiti” aşamasında yapılan usûli bir hata, davanın tüm seyrini değiştirebilir.

Emsal Kararın Işığında: Uyuşmazlığın Temeli

Atıf yaptığımız Yargıtay Kararında uyuşmazlığın temeli ve özeti:

Bir inşaat şantiyesinde kule vinçten demir malzeme düşmesi sonucu işçi ağır şekilde yaralanmıştır.

  • SGK Yüksek Sağlık Kurulu (YSK), işçinin sürekli iş göremezlik oranını %19 olarak belirler.
  • İşçinin veya vekilinin bu orana itirazı olmaz. 
  • Hatta davacı vekili duruşmada, YSK kararına bir diyecekleri olmadığını açıkça beyan eder.
  • Ancak davalı işverenler bu orana yüksek diyerek itiraz eder.
  • İşverenin itirazı üzerine dosya Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gider.
  • ATK, işçinin malûliyet oranını çok daha yüksek bir oran olan %53 olarak tespit eder.
  • Yerel mahkeme ve İstinaf, “Madem gerçek oran %53, o zaman tazminatı bu yüksek oran üzerinden hesaplayalım” şeklinde değerlendirir.

Sonuç olarak, işvereni çok yüksek bir tazminat ödemeye hükmeder.

Yargıtay’ın Kararı: İtiraz Etmemek Karşı Taraf İçin “Usuli Kazanılmış Hak” Yaratır

Bahsi geçen kararda Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını hukuka aykırı bulmuştur. Kararın temelinde yatan iki ana neden çok dikkat etmesi gereken kurallardır.

1. Kendi İtirazınız Sizin Aleyhinize Sonuç Doğuramaz

Yargıtay’a göre, işçinin veya vekilinin ilk rapora itiraz etmemesi önemli bir sonuç doğurur. Bu sessizlik, davalı işveren lehine usuli kazanılmış hak yaratır. Örneğin; işveren itiraz ettiği için alınan ikinci rapor daha yüksek gelse bile mahkeme bu oranı kullanamaz. Tazminat hesabı, işçinin itiraz etmediği ilk oran üzerinden yapılmalıdır.

🔹Kararın ilgili kısmı “Davacının Yüksek Sağlık Kurulu kararı ile belirlenen orana itirazı bulunmamasına rağmen, davalıların itirazı üzerine hazırlanan ve daha yüksek oran belirleyen ATK 2. Üst Kurul Raporuna itibarla hüküm tesisi de davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup bu husus da hatalıdır.

2. Asıl İşveren – Alt İşveren İlişkisinde “Müteselsil Sorumluluk”

Mahkemelerin müteselsil sorumluluk için çok sıkı bir inceleme yapması gerekir. Yargıtay; şirketler arası sözleşmelerin, ruhsatların ve ticaret sicil kayıtlarının titizlikle incelenmesine karar vermiştir. İşin bütününün anahtar teslim olup olmadığı netleşmeden, mahkeme şirketlere eksik incelemeyle kusur paylaştıramaz.
🔹İşin bütününün mü ihale edildiği yoksa anahtar teslim bir iş mi olduğu hususu netleşmeden şirketlere eksik incelemeyle kusur paylaştırılamaz.

Sonuç ve Hukuki Uyarılar

“Usul esasa mukaddemdir” (Usul esastan önce gelir) ilkesinin ne kadar doğru olduğunu bu kararda net bir şekilde görüyoruz.

  •  Bir iş kazası davası açtığınızda süreçteki raporlar size tebliğ edilir. “Ben zaten mağdurum, mahkeme en doğrusunu bilir” şeklinde düşünmeyin. Raporlara karşı sessiz kalmak aleyhe sonuçlanabilir. Süreci mutlaka uzman bir iş hukuku avukatıyla yürütmelisiniz.
  • Duruşma zaptına geçirdiğimiz “YSK raporuna bir diyeceğimiz yoktur” şeklindeki beyan, geri dönüşü olmayan usûlî kazanılmış hak yaratır.
  • Bir rapora beyanda bulunurken, dosyanın olası geleceği ve karşı tarafın itiraz etme ihtimali muhakkak gözetilmelidir. Çünkü hak kaybı yaşamamak adına itiraz hakkı stratejik şekilde kullanılmalıdır.

🩵 Avukat & Uzman Arabulucu Notu: İş kazanlarından doğan bedensel zararların tazmini süreci, son derece teknik detaylar barındırır.

Hak kaybına uğramamak ve sürecin en sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlamak için iletişim sayfamızdan ofisimizle irtibata geçebilirsiniz.

Arabuluculuk Tutanağının İptal ve İşe İade Davası ile İlgili Makalemizi Okumak İçin: https://bilgecananyetkin.com/blog/